Blog

Yaratıcılık Atölyesi- Hareketler

Yaratıcılık konusunda çoğumuzun en yabancı olduğu araç bedenimiz. Beden ve hareket sadece kendi alanını etkilemekle kalmayıp yazı, çizi ve benzeri diğer araçlara dayalı yaratıcı süreçleri de yönlendirebiliyor. Atölyedeki çalışmaların bir bölümü de beden ve hareket egzersizlerine ayrılıyor. Bireysel egzersizlerin yanı sıra grup çalışmaları ile kolektif yaratıcılığın da önü açılıyor.

Bir sonraki Yaratıcılık Atölyesi 22-23-24 Eylül tarihlerinde Tiyatro Medresesi’nde…

Yaratıcılık Atölyesi – Çizgiler

‘Çöp adam çizmeyi bile beceremem’ diyorsanız yanılıyorsunuz. Yaratıcılığı görünür kılan araçlardan bir diğeri de ‘çizgiler’. Kelimeler kadar sık kullanılan bir araç olmasa da özellikle görsel alanla ilgili olanlar çizgileri kelimelere tercih ediyorlar. Yaratıcılık Atölyesi’ndeki egzersizlerin bir bölümünde biz de yazının yanında çizi ile de epeyce haşır neşir oluyoruz. Serbest çizim egzersizleri ile aklımızdaki imajları görsel malzemeye çevirirken  bir yandan da imaj bankamızı zenginleştirecek başka yol ve yöntemleri de öğreniyoruz.

Bir sonraki Yaratıcılık Atölyesi 22-23-24 Eylül 2017 tarihlerinde Tiyatro Medresesi‘nde.

 

Yaratıcılık Atölyesi- Kelimeler

Yaratıcılığın ortaya çıktığı en temel ve herkese açık araç dil. Bu nedenle temel çalışmalarımız öncelikle kelimeler ile başlıyor. Serbest yazım egzersizleri zihnin kelimeleri daha akıcı bir biçimde kullanmasını, haznemizin derinliklerinde kalmış kelimelerle yeniden bağlantı kurmamızı ve yazma eyleminin getirdiği yaratıcı yoğunlaşmayı sağlıyor. Atölyedeki egzersizlerin bir bölümü görsel imaj ve beden-hareket çalışmalarının yanı sıra dil-yazı alanına ayrılıyor.

Bu yılın 2. Atölyesi Adatepe Taşmektep’te 26-27-28 Ağustos’ta gerçekleşecek. Tiyatro Medresesi’ndeki 2. Atölye ise 22-23-24 Eylül tarihlerinde…

 

 

 

Yaratıcılık Atölyesi …

Bu yılın ilk Yaratıcılık Atölyesi 16-18 Haziran tarihlerinde Tiyatro Medresesi’nde 8 kişilik bir grupla gerçekleşti. Yaratıcılıkla ilgili atölye çalışmaları söz konusu ise mekanının sağladığı olanaklar oldukça belirleyici oluyor. Mekanın katılımcılara ve eğiticiye ilham veren, hareketlerini sınırlamayan, açık ve kapalı alanlarda zamansız çalışma imkanı sunan ve tamamen yaratıcı gelişimlerine odaklanabilecekleri bir ortam sağlaması sonuçları doğrudan etkiliyor. Atölye çalışmalarında Tiyatro Medresesi’nin zemini tatami kaplı büyük salonu, orta bölümdeki geniş çimenlik alan, amfitiyatro ve diğer mekanları bizlere kullanım olarak oldukça zengin seçenekler sunuyor. Çevredeki patikalar ise ilham verici doğa yürüyüşleri için ideal. Hemen yakındaki Matematik Köyü de farklı çalışmalara katılmak için ziyaret edilebiliyor.

Bu yılın 2. Atölyesi yine benzer bir mekanda, Adatepe Taşmektep’te 26-27-28 Ağustos’ta gerçekleşecek. Tiyatro Medresesi’ndeki 2. Atölye ise 22-23-24 Eylül tarihlerinde…

 

Yaratıcı Endüstriler: Güncel Pratikler ve Örgütsel Yapı

İTÜ Bölge Planlama Y. Lisans programı 2017 bahar dönemi ‘Bölgesel Gelişme ve Yaratıcı Sektörler’ dersi kapsamında düzenlenen Yaratıcı Endüstriler: Güncel Pratikler ve Örgütsel Yapı başlıklı panele İTÜ ARI TEKNOKENT Kuluçka Ve Hızlandırma Programları Müdürü Selma Bahçıvanoğlu, SOLO PROJELER DANIŞMANLIK Genel Müdürü Nurten Meriçer, YARATICI FIKIRLER ENSTITÜSÜ Kurucu Ortağı Engin Önder, ATÖLYE Komünite ve Makerlab Yöneticisi Atılım Şahin ve YEKON Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Kasapoğlu katıldılar.

Panelin açılışında panelin moderatörü Ebru Kerimoğlu Yaratıcı Endüstriler kavramını tanımladı. Birleşmiş Milletler çeşitli yayınlarında sosyal, kültürel ve ekonomik faydaların bütünleştiği sektörler olarak; yaratıcı endüstrileri ülkelerin ekonomik büyümesinin temel kaynağı, işgücü yaratan ve ülkelerin küresel ekonomiye katılımını arttıran temel eleman olarak kabul etmekte, yaratıcı ekonomiyi ise sosyal içerme, kültürel çeşitlik ve insan kaynağı gelişimini teşvik eden bir model olarak tanımlamaktadır. Yaratıcı endüstriler, ekonominin dinamik sektörleri olarak, katma değer, işgücü ve ihracat büyümesine pozitif etki yapmaktadırlar. Yaratıcı ürün ve hizmetler üretmek üzere yetenekli işgücü ve girişimciliği harekete geçirmeleri bakımından kent, bölge ve ülke ekonomileri için özel önem taşımaktadırlar.

Ders kapsamında yürütülen araştırmalar sonucunda Türkiye’de, İstanbul özelinde yaratıcı endüstriler odaklı ağ ve benzer örgütlenme yapıları incelendiğinde kent bütününü kapsayıcı yapılara rastlanmadığı ifade edildi.

İstanbul’da yaratıcı endüstrilerin gelişimine katkı sağlayan mevcut yapıların, örgütlenme biçimleri bakımından dünyadaki gelişmiş ekonomilerin var olduğu alanlardaki yaratıcı ekonomi kapsam ve gelişimi paralelindeki örgütlenme yapılarından finansman, sosyal ve kurumsal  yapı bakımından nitelik ve nicelik olarak farklı ve kısmen yetersiz olduğunun altı çizildi.

Panelde konuşan Nurten Meriçer, 2000lerin başından itibaren kurucu ya da katılımcı olduğu Company of Friends, Bağımsız Profesyoneller Derneği, 34solo ve Dutch Design Desk gibi çeşitli örgütlerdeki deneyimlerinden yola çıkarak bundan sonraki örgütlenme biçimlerinin başarılı olabilmesi için ip uçları verdi.

Panel sonuç metni için lütfen tıklayın

 

Fırat İşbecer ile söyleşimizden notlar

Söyleşilerimizin ikincisinde 25 Haziran’da Tasarım Atölyesi Kadıköy’de Fırat İşbecer ile yaratıcı ekipleri yönetmeyi konuştuk…

Bir grup dahi bir araya gelirse süper buluşlar ortaya çıkıyor mu?

 NM: Bunun garantisi yok. Ama yaratıcı ekipler kesinlikle yaratıcı insanlarla başlıyor. Yaratıcı insanlar derken sadece yetenek ve zekadan bahsetmiyoruz Orjjinal düşüncelere, farklı bakış açılarına ve problem çözme becerilerine sahip kişiler bunlar. Sıradan durumlarda bile ilginç bağlantıları fark eden, bildiğimiz doğrulardaki boşlukları ortaya çıkaran kişiler. Bu kişilerin belli bir uzmanlığı olmakla birlikte geniş ilgi alanları oluyor. Bu nedenle disiplinler arası düşünebiliyorlar. Sürekli daha iyiyi arayan ve bulana kadar da yılmayan kişilerden bahsediyoruz.

Böyle ekiplere liderlik etmenin püf noktaları neler?

 Fİ: Öncelikle yaratıcı insanlara ‘işçi’ muamelesi yapmamak gerekiyor. En iyi ihtimalle 6 saat çalışılıyor zaten bu ortamlarda. Zaman değil zamanın neye harcandığı önemli. Kontrol mekanizmaları çok uzaktan kumanda. İstediğim iş yapılıyor mu ? Sadece buna bakmak yetiyor. Genellikle süreç kontrolü araçları kullanıyorum. Neyle nasıl motive olacaklarını tahmin edemiyorsunuz. Çok gürültülü ortam diye şikayetler vardı. ‘Sessiz saatler’ diye bir şey yapalım dedik. ‘Burası toplama kampına döndü’ diye homurdanmalar başladı bu sefer de. Çekirdek yaratıcı ekipten 200-300 kişiye doğru büyüdüğünüzde olay giderek daha da karmaşık hale geliyor.

Bu kadar yüksek zeka, yaratıcılık ve ego olduğunda liderlik etmek de zorlaşmıyor mu?

NM: Çelişkili gibi görünse de liderlik mekanizması böyle ekiplerde daha iyi işliyor. Tabi lider bir küratör ya da orkestra şefi gibi davranabilirse. Kendisini değil ekipteki her bireyin yeteneğini en üst noktaya taşıyabilirse. Burada liderin işi hedefi göstermek ve ekibin önündeki engelleri ortadan kaldırmak.

Kendinden iyileri yönetmek nasıl bir duygu?

 Fİ: Yürek istiyor. Alanı sürekli taramak, kim nerde ne yapıyor bilmek gerekiyor. İlk 45 kişiye kadar tek tek ben seçtim. Bir ürün veriyordum. Yeniden keşfet bu ürünü diyordum. Çok şaşırtıcı şeyler geliyordu gerçekten. Artık birebir seçim yapmasam da işin en önemli kısmının hala bu olduğunu düşünüyorum. Artık liselere gidiyoruz. Orada yakalamak ve üzerine hayat, kariyer vb. stresi çökmeden yaratıcılığını koruyarak geliştirmeye çalışıyoruz.

Ekip olunabiliyor mu gerçekten?

Fİ: Bu yaratıcı insanlarla ilgili efsanelerin hepsi yalan. Öyle kendi kendi kendine bir şey bulan yok. Medyaya bakarsanız Picasso barlarda sabahlıyor ama öyle değil. Stüdyosunda günde 16 saat çalışan biri. Yaratıcılık emek vererek gelişiyor. En iyi fikir için bile oturup bir maket , prototip yapmanız lazım. Başkaları ile çalışamayan birinin tek başına bir ürünü ortaya çıkarması mümkün değil. Ekip olunabilir mi sorusunun cevabı ekip olabilenler başarıyor.

Ekip içi iletişim ve uyum nasıl sağlanıyor?

NM: Bu ekipler genellikle belirli bir sürede bir misyon etrafında toplanıyor ve oldukça kapalı bir grup olarak yaşıyorlar. Aralarında bir jargon gelişiyor ister istemez. Kendi aralarında değil de dışarıda bir rakiple mücadele ettikleri için dayanışma eğilimi de yüksek oluyor. Özel hayat, uyku, ücret, kariyer vb. çoğu konu iş bitene kadar ikinci plana itiliyor. Temel motivasyon başarmak. Ürünü tasarlamak, kampanyayı başlatmak, uygulamayı canlıya almak. Diğer her şey önemini kaybediyor. Bu tabi çok uzun sürdürülebilecek bir performans düzeyi değil. Çoğu zaman hedef gerçekleşince de bu ekipler dağılıyor.

Hiyerarşi, kurallar ?

 Fİ: Çabuk sıkılan, değişim isteyen gruplar bunlar. Tekrarlar, miyadı dolmuş yöntemler performansı olumsuz etkiliyor. Yeni bir şey vermek gerekiyor. Rotasyon yapmak gibi. Yeni proje açtığımızda eski çalışanımız olsa da yeniden iş görüşmesi yapıyoruz mesela.

Yaratıcılık Koçluğuna Neden İhtiyaç Vardır? Yaratıcılık Koçluğundan Neler Bekleyebiliriz?

Yaratıcı bir kişinin yaratıcılık koçundan bekleyebileceği en temel şey destektir. Destek bir çok şekilde verilebilir. Uzun zamandır roman yazmaya çalışan biri kendisini tembel, beceriksiz ya da yeteneksiz olmakla suçlayabilir. Bazen bunu başkaları da onun yüzüne vurabilir. Bu kişinin o anda ihtiyacı olan destek sadece kendisine merhamet, şefkat ve sevgi gösterilmesi kadar basit olabilir. Yanında böyle birini bulmak bir insanın kaderini değiştirebilir.

Devamı için